4 Nisan 2012 Çarşamba

Uzman Görüşleri

1. Dr.Hedemitsu Hayashi

Kalp doktoru ve Japonya Su Enstitüsü Direktörü
Kötü diyet, kızarmış gıdalar kola gibi hafif içecekler, şekerler vücudumuzda asit tuzlarının oluşmasına neden olurlar. Kan akımından uzakta depolanan bu maddeler onlarca yıl vücutta kalabilirler. Alkali su kullanmayı, bu tuzları yavaşça, yıkayıp temizleyeceğinden tavsiye ediyorum.

2. Dr.Hiromi
Shinya

“Shinya kolonoskopi metodu” iyi ve temiz kalın bağırsağın sağlıklı olmanın bir ön stergesi olduğu tıp otoriteleri tarafından kabul gören bir görüştür. Vücut rahatsızlıklarının ve hastalıkların çoğunluğu asidik ve kirli bağırsaktan kaynaklanır. “iyi” özellikle mineraller açısından zengin su içmek özellikle kalsiyum ve magnezyum, vücudunuzu optimal pH seviyesinde tutar




3. Dr.Susan Lark

Üniversite konferansçısı ve kadın sağlığı ile ilgili 13 best-sellerin yazarı
Koruyucu tıp ve beslenme konusunda önemli uzmanlardan biri “Günde dört-altı bardak alkali su içilmesi aşırı asitliliği önleyecektir” ve zaman içinde vücudunuzun asit/alkali dengesini düzenleme kabiliyetini arttıracaktır. Soğuk algınlığı, nezle, grip, bronşit gibi asitliliğin arttığı durumlarda alkali su kullanılmalıdır. Sağladığı fazla elketron içeriği açısından Beta caroten, C ve E vitamini gibi, alkali su antioksidan olarak işlev görür. Bu ise, bağışıklık sistemi bozuklukları kalp hastalıkları, inme ve diğer rahatsızlıkların oluşmasını önlemede yardımcı olacaktır.

4. Dr.Sherry Rogers

Önde gelen Toksiloloji uzmanı / Amerikan Alerji ve Bağışıklık College üyesi / Amerikan Cevresel Tıp Akademisi Diplomatı / Birçok bilimsel makale ve 13 bestseller yazarı
“Alkali su vucudu asidik atıklardan kurtarır….Yüzlerce kişiye yapmış olduğum tavsiyelerimin sonuçları değerlendirildiği zaman asidik atık şeklindeki toksinlerin dejeneratif hastalıkların ana nedeni olduğu konusunda ikna oldum”


5. Dr.Robert Atkins

Ünlü sağlık ve diyet uzmanı
“Bir çok insanın vücut sıvıları ve hücreleri asidiktir. Bu birçok sağlık problemlerine neden olacaktır. Bu vücudumuzun zararlı toksinlerden kurtulmasını, onları nötralize etmesini önleyecek sizi, hücre tahribatına yol açan serbest radikallere daha açık hale getirerek kanser ve diğer hastalıkların oluşmasına katkı sağlayacaktır !”

6. Dr.William Kelly

“Metabolik Tıp Koleji Ve Kanser Tedavisi” kitabı yazarı
“Sağlıklı olmak; kalmak konusunda alkali su, bir Alexander Fleming’in penisilini buluşundan bu yana kaydedilmiş en önemli ilerlemedir.”






7. Dr.Keiichi Moristita

Araştırmacı ve “Kanserin Gizli Gerçeği” adlı kitabın yazarı
“Eğer kan daha asidik atıklar geliştirmeye başlarsa bu fazla asitleşme vücudun herhangi bir yerinde depolanmaya başlar. Bu sağlıksız proses yıllarca devam ederse bu bölgelerdeki asitlilik tutarlı şekilde artmaya devam eder ve bu bölgenin hücreleri yavaş yavaş ölmeye başlar. Bazı hücreler bu bölgede anormalleşerek hayatta kalabilirler. Bu hücrelere biz malin hücreler diyoruz. Bu hücreler beyinin emirlerine cevap vermediklerinden kontrolsüz şekilde bölünüp çoğalmaya başlarlar. Bu kanserin başlangıcıdır. bu oluşumun temizlenmesi için ameliyat, radyo terapi, kemoterapi gibi yöntemler başarılı şekilde uygulansa da kanserin geri gelmesini önleme konusunda yardımcı olamamaktadırlar.

8.Ray Kurzweil, PhD

Bilim adamı, mucit, teknolog, yazar
Alkali suyun tek özelliği sadece suyun pH değerini yükseltmesi değildir. Alkali su aynı zaman da yüksek “Oksidasyon Azaltma Potansiyeline” (Oxidation Reduction Potential-ORP) sahiptir. Bu özellik, “pozitif yüklü(+)”,insan sağlığını olumsuz etkiliyen “Serbest Radikalleri” nötralize ederek vudumuzu potansiyel zararlardan korur.







9. Sang Whang

Bilim adamı,Mühendis,Mucit , “Revers Aging”kitabının Yazarı
Vücudumuzdaki yaşayan her hücre atık maddeler oluşturur. Yiyeceklerimizden sağlanan besin maddeleri, kan yolu ile her hücreye dağıtılır. Yaşamımız için gerekli olan enerjinin üretimi için oksijenle yakılır.Yanmış besinlerin bir çoğu asidik artıklardır ve bunların vücuttan atılması gerekmektedir. Vücut bu işlemi idrar ve ter yolu ile yapar.Ancak bazı nedenlerden dolayı vücut bu atıkların % 100 den kurtulamaz. Zaman içinde vücutta birikmeye başlayan bu atıklar yaşlanmanın ana nedenini oluşturur. Yaşlanma ile birlikte kandaki bikarbonat miktarı azalmaya başlar.Bu aynı zamanda kan da asit birikiminin arttığı ve dejeneretif yetişkin hastalıklarının da başlama sinyali vermesi anlamına gelir.Araştırmalar göstermiştir ki, kandaki bikarbonat azalması yaşlanmanın sonucu değil tam tersine nedenidir. Kanda azalan bikarbonatların yenilenmesi , yerine konulması bu prosesi durduracaktır.


*pltmedical.com sitesinden alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder